Mart 2010 iin arsiv

MERHABA

Yazan: Sait Özdemir Tarih: Mar 31st, 2010 | Kategori:: Genel

Kitapların ikinci baskısı  çıkmıştır arzu edenlere  ödemeli olarak gönderilir.

Gelecegin senin ellerinde

Anne Babalar  Çoçukların geleceği sizin ellerinizde

Tel:05053086220


ETKİLİ İNSANLARIN YEDİ ALIŞKANLIĞI

Yazan: Sait Özdemir Tarih: Mar 24th, 2010 | Kategori:: Genel

EKTİLİ İNSÂNLARIN 7 ALIŞKANLIĞI (ÖZET)

Kitap özetlemek, kitap yazmak kadar zor ve meşakkatli bir emek işidir. Mâdem sordunuz, bu makālemizde etkili ve başarılı insânların alışkanlıklarına yer vermeye çalışalım o zaman. Stephan R. Covey’in yapmış olduğu bu çalışma, gerçekten de alanında kayda değer önemli bir çalışmadır. Stephan R. Covey, kitabına öncelikle kendi çevresinde yaşadığı problemleri anlatarak başlıyor; ve ilk olarak kendi çocuğundan örnek veriyor. Çocuğuna gösterdiği ilginin, aslında “sen becerikli değilsin, korunman gerekiyor” mesajını verdiğini [içerdiğini] kavrıyor. Bunun üzerine çeşitli araştırmalara başlayarak dünyâ görüşünün gözle görmek değil, anlamak, algılamak, ve yorumlamak gibi paradigmalara dayandığını ve bu paradigmaların çok güçlü olduğunu keşfediyor. İnsânların farkına varmadan yaşadıkları paradigmaları insân karakteriyle bağdaştıran R.Covey, paradigmaların da [modelin] kişisel ahlâkî kurallarımızdan [değerlerimizden] ve de prensiplerimizden doğduğu sonucuna varıyor.

Covey’e göre değişimin gücü “görmek” ve “olmaktır”. Yine Covey’e göre “kalıcı değişim” ilke merkezli hareket ederek yaşantıya dönüştürülen paradigmalara ve yaşanmış güzel örneklere dayanmalıdır. Covey, yedi (7) alışkanlığı ele almadan önce yaşamımızda güçlü bir etkisi olan alışkanlıklarımızı; “bilgi”, “beceri” ve “arzu”nun üçlü bir kesişmesi olarak ifâde eder. Diğer taraftan alışkanlıklarımızın, bizleri sürekli olgunlaşma modeline, yâni “bağımlılıktan bağımsızlığa”, oradan da “karşılıklı bağımlılığa” götürdüğünü anlatır.

Lütfen sizler de bu alışkanlıkları dikkatlice okuyun, bu okumalarınız ile elde edeceğiniz edim ve izlenimlerinizi kendi yaşamınızla karşılaştırarak bir durum değerlendirmesi yapın. Evet, sanırım etkili insânların başarılı olmalarına zemin hazırlayan 7 alışkanlığı şimdi sıralayabiliriz.

1.Alışkanlık: Proaktif Ol

2.Alışkanlık: Sonunu Düşünerek İşe Başla

3.Alışkanlık: Önemli İşlere Öncelik Ver

4.Alışkanlık: Kazan/ Kazan Diye Düşün

5.Alışkanlık: Önce Anlamaya Çalış, Sonra Anlaşılmaya

6.Alışkanlık: Sinerji Yarat

7.Alışkanlık: Baltanı Bile

1) PROAKTİF OL: R.Covey ilk önce, Henry David THOREAU’nin “İnsânların yaşam düzeyini bilinçli çabayla yükseltme konusundaki tartışma götürmez yeteneğinden daha cesaret verici bir gerçek bilmiyorum” sözüne önemli bir vurgu yapıyor. Yine Stephan R. Covey, insânları hayvanlardan ayıran öz-bilinçlilik durumundan ve de insânın zihinsel sürecinin düşünebilme yeteneğinden bahsederek, bâzı alışkanlıkların insânların DNA’sında bulunduğundan da bahsetmiştir. Ona göre etkili insânların birinci alışkanlığı olan pro-aktivite, iş yönetimi literatüründe sıkça kullandığımız fakat bir çok sözlükte yer almayan bir sözcüktür.

Bu sözcük [proaktivite], “inisiyatif” anlamına gelse de, yalnızca inisiyatifi ele almaktan çok daha öte bir anlamı içerir. Yine Covey’e göre insân olarak kendi yaşamlarımızdaki sorumlu olduğumuz davranışlarımız; koşullarımızın değil, kararlarımızın bir işlevidir ve sonucudur. Değerlerimizi, duygularımızdan üstün tutabiliriz. Bâzı şeylerin olması için inisiyatifimiz olmalıdır ve böylesi bir inisiyatif için hem irâde ve kararlılık hem de sorumluluk gerekmektedir. Sorumlu olduğumuzu bilmek, aslında bütün alışkanlıklarımızın temelidir. Süreci kontrol etmek olarak tanımlayabileceğimiz pro-aktivite, başarılı olmak için “olmazsa–olmaz” bir şarttır. Pro-aktiflik; girişimde bulunmayı, risk almayı ve de kontrolü elden bırakmamayı gerektirir. Pro-aktif insân yaşamının nesnesi değil; tersine, öznesidir. Edilgen değil, etkindir. Bu tür bir kişilik özelliğini benimseyen insânlarda farkındalık duygusu [meta-cognition] zirvededir. Bu bireyler ne yaptıklarının ve de seçimlerinin farkındadırlar.

2) SONUNU DÜŞÜNEREK İŞE BAŞLA: Yaşamınızdaki her birim davranışı, sonunu düşünerek gerçekleştirmeliyiz. Davranışlarımızın sonuçlarını ise hayâlî bir sahneyle [paradigmayla] kafamızda canlandırarak, muhakeme ve vizyon aşamasına geçmeliyiz. Sonunu düşünerek işe başlamak, varacağınız yeri iyice belirleyerek başlamak demektir. Bu alışkanlık, şu anda bulunduğunuz yeri ve attığınız adımların her zaman doğru yönde olup olmadığını anlamak ve nereye gittiğinizi bilmektir. Boş ve anlamsız zaferler kazanmak için, çaba ve sinerji israf edilmemelidir. Bizim için nelerin çok önemli olduğunu bilmeliyiz. Önceliklerimizi sıralamalıyız. Eğer merdiven doğru duvara dayanmamışsa, attığımız her adım bizi hızla yanlış bir yere doğru götürür.

3) ÖNEMLİ İŞLERE ÖNCELİK VER: R.Covey, bu bölümde üçüncü alışkanlığı; 1. ve 2. alışkanlıkların kazanılmasının doğal sonucu olarak, yâni kişisel kazanımların [semerelerin] pratikte gerçekleşmesi olarak ele almaktadır. Covey’e göre 1. Alışkanlıkta yaratıcı sizsiniz, yönetim ve kontrol sizdedir. S.R.Covey, bunun temelinde insânlara özgü doğuştan gelen dört özel yetiden/yetenekten bahseder. Bunlar: hayâl gücü, vicdân, özgür irâde ve özbilinç’tir. 2. Alışkanlık, ilk ya da zihinsel yaratım temelinde şekillenir. Hayâl gücü, yâni gözümüzün önüne beynimizle getirebilme stratejisi ve vicdân, ikinci alışkanlık için ayrıca bir önemi haizdir. 3. Alışkanlık [önemli işlere öncelik vermek] ise fiziksel bir yaratımdır. Yâni 1. ve 2. Alışkanlıkları yönetebilme özeliği ve de yeteneğidir.

Liderlik ve yönetimden bahsedilmiş olan bu bölümde her iki unsurun birbirinden ve tümüyle farklılığından da bahsedilmiştir. Yine bu alışkanlıkla ilgili olarak etkili bir yönetim ve organizasyon için, önemli işlere öncelik vermenin gerekliliği vurgulanmıştır. Birey bu aşamada 1. ve 2. alışkanlıklarının vermiş olduğu sinerjiyle önemli işlere öncelik vermelidir. Önemli işlere öncelik vermek, kişisel kontrolü yaşamımızın etkin dinamosu hâline getirmektir. Ayrıca Covey’e göre bunların günbegün, [aşama aşama] ve öncelikli olarak gerçekleşmesini sağlayan faktörler ise; a) yaşamımızı etkin yönetmek, b) disiplin ve c) kararlılıktır.

4) “KAZAN / KAZAN” DİYE DÜŞÜN: Kazan, yaşamı bir rekābet arenâsına çevirmek değildir. Güçlü ya da zayıf, iyi ya da kötü, kaybetmek ya da kazanmak gibi bu tür düşünce tarzları yanlıştır. Ama yine de bu ilke, daha çok güce ve mevkiîye dayanır. Başkalarıyla ilgili ilişkilerimizde insâna özgü eşsiz yeteneklerin, öz-bilinçliliğin, hayâl gücünün, vicdân ve özgür irâdenin her biri pro-aktif bir şekilde kullanılmalıdır. Başka deyişle karşılıklı öğrenme, karşılıklı etkileme-ve-etkilenme; karşılıklı yararları içerir. “Kazan / Kazan” ilkesi bütün ilişkilerimizdeki başarının temelini oluşturur. Yaşamımızın doğasıyla senfonik bir uyum gösterir. “Kazan / Kazan” olgusu karakterle başlar, ilkelerle çimlenir [biçimlenir], ilişkilere doğru ilerler. Bu süreçlendirmeler sonucunda anlaşmalar doğar, taraflar karşılıklı kazanırlar ve birbirlerinin bilgi ve tecrübelerinden yararlanırlar.

5) ÖNCE ANLAMAYA ÇALIŞ, SONRA ANLAŞILMAYA ÇALIŞ: Bu ilke insânlar arasındaki etkili iletişim anahtarıdır. Biri konuşurken dört düzeyde dinleriz: a) Umursamıyor, ve onu dinlemiyor olabiliriz. Yada dinliyormuş gibi yaparız. b) Seçerek dinliyor, konuşmanın sâdece “belirli bölümlerini” duyuyor olabiliriz. c) Dikkatle dinliyor, ilgi gösterip enerjimizi söylenen sözlere yöneltiyor olabiliriz. d) Ama pek azımız bu düzeyi; empatik dinlemeyi, yâni kendisini karşısındakinin yerine koyarak dinlemeyi deneriz. Bu dinlemede anlamak için çabaladığımız şey’e duygusal ve bilişsel yüklemeler [Attribution Theory] yaparız. Böyle bir dinlemede, yalnızca bilişsel zekâmızı değil; aynı zamanda duygusal ve ruhsal zekâmızı da kullanırız. Bu sâyede kişisel inanç ve değerlerimiz güçlenerek geleceğimizi daha da aydınlatabilir. Yine bu sâyede empatik yönümüz ve becerimiz, güçlü bir duygusal iletişim modeli olarak kişiliğimizin doğasına dönüşür. Son olarak ta bu bileşenleri eş-zamanlı [senkronize] kullandığımızda daha mantıklı, daha gerçekçi ve daha pro-aktif bir birey oluruz.

6) SİNERJİ YARAT: Sinerji, ilke merkezli kişiliğin özüdür. Sinerji : Bir bütünün, parçalarının toplamlarından daha büyük olması demektir. İki tahta parçasını bir araya koyduğumuz zaman, ayrı ayrı taşıyabilecekleri ağırlıktan daha fazlasını kaldırır. Bir atasözümüzün özetlediği gibi: “Bir elin nesi var, iki elin sesi var”. Bu bir sinerjidir. Kadın ile erkeğin âile kurması da bir sinerjidir. Sinerjinin özü farklılıklara değer vermeye dayanır. Sinerji; farklılıkların katkılarından hareketle, muhteşem bir bütünlük yakalamaya yönelişle karakterizedir. Bireyin, kendi-kendisine saygı duyarak güçlü yanlarını inşâ etmesi ve zayıf yönlerini telâfi ve tölere ederek güçlendirmeye öncelik vermesi olarak ta tanımlanabilir.

7) ALIŞKANLIK “BALTANIZI BİLEYİN”: Baltayı bilemek kendi kendimizi korumak, geliştirmektir ve zinde tutmaktır. Doğamızın dört boyutunu fiziksel, rûhsal, zihinsel ve sosyal yönünü duygularımızı kullanarak yenilemektir. “Baltayı bilemek”, temelde bu dört yönlendirmenin hepsini birden ifâde etmektedir. Bunu yapmak için de daha önce bahsettiğimiz gibi pro-aktif olmak gerekmektedir. Bu alışkanlık, yaşam boyu kendimize, yapabileceğimiz en önemli yatırımdır. Biz kendi çalışmalarımızın aracısıyız/üreticisiyiz. Etkili olup baltayı bu dört biçimde bilemek için düzenli olarak dinlenmeye, eğlenmeye, sevdiklerimizle görüşmeye, spor yapmaya, ufak yürüyüşlere çıkmaya da zaman ayırmamız gerekmektedir.

Sonuç

Stephan R. Covey, kitabında güzel ve başarılı bir şekilde yaşamamız için değişime ayak uydurmamızı sağlayan alışkanlıkları anlatıyor. Bu değişimin yarattığı fırsatlardan yararlanabilmek için gerekli olan güce ulaşmanın yolları da titizlikle betimleniyor. Bu kurallara uyarak zamanla insâna yaraşır bir biçimde dürüst, uyumlu, başarılı bir yaşam sürdürülebilir gerçeğine vurgu yapıyor. Bu kitap insânların, aşılamazmış gibi görünen engellere “hayır” demeyi öğrenmelerini, içlerinden gelen sese kulak vermelerini ve belirledikleri [kendine uygun] ideallere ulaşmalarını öğütlemektedir.

Sık sık şu sözleri söylüyoruz: “Çok işim var, zamanım yetmiyor” , “Ailemle beklentileriyle yaşantım arasında bir türlü denge kuramıyorum” , “Birine öncelik verirsem, öteki zarar görüyor” , “Kendimi parçalanmış hissediyorum”….vb. Bunlar size bir şey ifâde ediyor mu? Ediyorsa, önemli işlere öncelik vermeniz, yaşantınızı değiştirmeniz için size yardımcı olabilir. Bununla birlikte bu kitap, zaman yönetimiyle ilgili basit teknikler öğreten bir kitap değildir. Stephen Covey, size yeni bir saat yerine, bir pusula da sunuyor. Çünkü ilerlediğiniz yön/yer/menzîl/varış noktası/durak; hareket hızınızdan çok daha önemlidir. Elde değilmiş gibi görünen ilkeler uğruna, “Böyle geldi böyle gider”, “Hadi canım sen de..!” gibi yaşam biçimlerine “Hayır” demeyi öğrenmek istiyorsanız ve vicdânınızın sesine kulak vererek misyonunuza uygun hedefler belirlemek istiyorsanız, bu kitabı mutlaka okumalısınız. Edineceğiniz bilgiler hem zamanınızı daha iyi kullanmanıza, hem de yaşam kalitenizi yükseltmenize yardımcı olacaktır.

“Etkili İnsânların 7 Alışkanlığı”

Adlı Kitabın Yazarı Steven R. Covey’in Dilinden

Başarısızlığa Sebep Olabilecek

Önemli Hatâlar İse Şunlardır.

1. Verdiğimiz sözleri yerine getirmemek.

2. Sâdık olmamak.

3. Yumuşak kalpli ve hoşgörülü olmamak.

4. Başkalarını dinlememek ve töleranslı olmamak.

5. Yaşamımızı ve sorumluluklarımızı ertelemek.

6. Bizden bekleneni vermemek.

7. Başkalarının fikrine açık olamamak.

8. Gururlu ve başkalarının haklarına saygısız olmak.

9. Önemsiz şeylerle vakit kaybetmek.

10. Kişinin yüzüne karşı söyleyemeyeceğimiz şeyleri arkasından söylemek.

11. Kendi etki alanımızı genişletmemek.

12. Verici ve etkili olayım derken, bu arada kendi fizikî ve ruhsal sağlığımızı ihmâl etmek.

13. İçten dışa doğru değil, dıştan içe doğru bakmak. Aşırılı alınganlık göstermek.

14. Hemen dış görünüşe aldanıp çabuk karar vermek.

15. Kısa vâdeli çıkarlar için uzun vâdeli hayât prensiplerini unutmak.

16. Olaylara kısa çözümler aramak.

17. Okumamak, araştırmamak, entelektüel olarak kendimizi geliştirmemek.

18. Beslenmemize ve uyku düzenimize dikkat etmemek.

19. Yaşamımızdaki fırsatları değil, engelleri görmek.

20. Yapabileceklerimize değil, yapamayacaklarımıza yoğunlaşmak.

M.Hakan ALŞAN


YGS-LYS2DE UYGULANACAK YENİ KATSAYILAR

Yazan: Sait Özdemir Tarih: Mar 18th, 2010 | Kategori:: Genel

Meslek lisesi öğrencisi 10-12 soru farkıyla geriden başlayacak

YÖK, katsayı farkını 15 puana çıkardı Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Danıştay’ın iki kez yürürlüğünü durdurduğu katsayılarla ilgili yeni bir karar aldı.Dün toplanan YÖK Genel Kurulu, 10 puanlık katsayı farkını 15 puana çıkardı. Lisedeki alanına göre bir fakülte tercih eden öğrencinin Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı 0,15 ile, alanı dışında tercih yapan öğrencinin puanı ise 0,12 ile çarpılacak. Böylece, bir meslek lisesi öğrencisi ile genel lise öğrencisi arasında 8 ile 15 puan arasında fark olacak. Bu fark sınavda 10-12 soru ile aşılabilecek. 10 yıldır öğrencileri mağdur eden eski katsayılar (0,3-0,8) 50 puana kadar fark oluşturuyordu.

Bir önceki katsayı oranı alan içinde 0,15, alan dışında 0,13 idi. Bu katsayı öğrenciler arasında 10 puanlık (7-8 soruluk) bir fark oluşturuyordu. YÖK’ten yapılan açıklamada, “Sonuçta alan dışı tercihlerde aynı soruları cevaplayan adayların yerleştirme puanlarında 3 ila 15 puanlık bir fark değil, asıl öğrenci kitlesinin yoğunlaştığı aralıkta aşılması oldukça zor olan 8 ila 15 puanlık fark ortaya çıkacaktır.” denildi. ‘Yargı kararlarının gerekçeleri esas alınarak’ karar verildiği belirtilirken, sınavda bir puanlık farkın bile binlerce öğrencinin sıralamasını değiştirdiği hatırlatıldı. “Bölüm kontenjanlarının ortalama 40-100 arasında olduğu düşünüldüğünde, yerleştirme puanında meydana gelen 15 puanlık bir fark çok ciddi bir farklılık doğurmaktadır.” denilen açıklamada, 15 puanlık farkın 2009 yılı için yerleştirme sırasını SAY-2 puan türünde 17 bin 381 ile 70 bin 694 arasında değiştirdiği ifade edildi. 15 puan, SÖZ-2 puan türünde 4 bin 994 ile 85 bin 64 arasında, EA-2 puan türünde ise 15 bin 907 ile 122 bin 241 arasında sıralamayı değiştiriyor.

İstanbul Barosu’nun açtığı davalar üzerine Danıştay önce YÖK’ün ‘eşit katsayı’sını, daha sonra 2-10 puanlık fark getiren 0,13-0,15′lik katsayıları durdurmuştu. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, YÖK’ün itirazını 14′e karşı 15 oyla reddetmişti. 10 puanlık katsayı farkını ‘sembolik’ bulan Kurul, farkın açılmasını istemişti. İstanbul Barosu Başkanlığı, ilk önce Yükseköğretim Genel Kurulu’nun yükseköğretime girişte farklı katsayı puanı uygulamasını kaldıran 21 Temmuz 2009 tarihli kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle dava açmıştı. Danıştay 8. Dairesi, YÖK’ün eşit katsayı kararının yürütmesini oy birliğiyle durdurmuştu. Bunun üzerine YÖK, 17 Aralık 2009′da ‘farklı katsayı’ uygulanması kararı almış ve puanlar hesaplanırken adayların kendi alanıyla ilgili program tercihinde Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanları’nın 0,15, alan dışı tercihte 0,13 ile çarpılmasını kararlaştırmıştı. YÖK’ün üniversiteye girişte öğrenciler arasındaki katsayı adaletsizliğini gideren kararı aleyhine dava açan İstanbul Barosu, yeni katsayı düzenlemesini de şikayet etmişti.

29 Aralık’ta herhangi bir açıklama yapmadan dava dilekçesini mahkemeye ulaştıran Baro, YÖK kararını yeterli bulmayarak iptalini istemişti. Danıştay 8. Dairesi, 8 Şubat 2010′da YÖK’ün üniversiteye girişte farklı katsayı uygulanmasına ilişkin 17 Aralık tarihli kararının yürütmesini de oy birliğiyle durdurmuştu. Daire, yürütmeyi durdurma kararına ilişkin gerekçesinde, “alan içi tercihlerde 0,8, alan dışı tercihlerde 0,3 katsayısının esas alınacağına ilişkin düzenlemenin değiştirilerek alan içi 0,15, alan dışı 0,13 katsayı farkına dönüştürülmesine ilişkin dava konusu kararın hukuken geçerli bir sebebe dayanmadığı sonucuna ulaşıldığını” belirtmişti.


ARKADAŞ

Yazan: Sait Özdemir Tarih: Mar 17th, 2010 | Kategori:: Genel

ARKADAŞIMAA…..
Canım arkadasım ‘a sonsuz sevgilerimle … Eski Türklerde Askerler
savaşırken arkadan gelecek herhangi bir saldırıyı kontrol edebilmek için
sırtlarını bir ağaca, kaya veya taşa vererek ok atarlarmış. Atalarımız
genelde bozkır hayatı yaşadıkları için bu sırt dayanan nesne genelde
bir taş veya kaya olurmuş. Yıllar sonra sırt dayanan taşın ismi
ARKA-TAŞ dan ARKADAŞ şeklinde dilimize yerleşmiş ve bugün bile
güvenebileceğimiz, bizi arkadan vurmayacak olan, samimiyetine
güvendiğimiz kişilere verdiğimiz isimdir


En sevilen öğretmen

Yazan: Sait Özdemir Tarih: Mar 5th, 2010 | Kategori:: Genel

http://rapidshare.com/files/359242739/Hz._Muhammed.ppt.html


DOSTLUK ÜZERİNE…..

Yazan: Sait Özdemir Tarih: Mar 4th, 2010 | Kategori:: Genel

DOSTLARA……….
Karıncaya sormuşlar; ” nereye gidiyorsun?”, ” dostuma”, demiş. ”Bu bacaklarla zor” demişler. Karınca; ” olsun, varamasam da yolunda ölürüm” demiş.. Yolunda ölünecek dostlara…

Farkında olmayabilirsin ama %100 doğru:

1. Bu dünyada uğrunda ölebileceğin en az iki kişi vardır.
2. En azından 15 kişi öyle ya da böyle seni seviyordur.
3. Herhangi birinin senden nefret edebilmesinin tek sebebi, aslında sadece senin gibi olmak istemesidir.
4. Senden gelecek bir gülümseme bazılarına mutluluk getirebilir, o senden hoşlanmasa bile.
5. Her gece, birisi uykuya dalmadan önce seni düşünüyor.
6. Birisi için dünyalara bedelsin.
7. Çok özel ve teksin düşüncesinde ki arkadaşlarını unutma
8. Varlığını bile bilmediğin biri seni seviyor.
9. Hayatındaki en büyük hatayı yaptığın zamanda bile, ondan hayırlı birşey çıkar.
10. Ne zaman dünya sana sırtını dönmüş gibi hissedersen, dön ve bir daha bak. SANMA Kİ DERT SADECE SENDE VAR..
11. Her zaman aldığın iltifatları hatırla.Ama seni aldatmasın. Kaba sözlerin hepsini unut.

Ve hep hatırla….

İyi arkadaşlar yıldızlar gibidir. Gece olunca önce onlar çıkarlar ve yol gösterirler. Onları her zaman göremeyebilirsin ama orada olduklarını bilirsin.

‘Bir dosttan tek bir gül ve güzel bir sözü ben onunlayken almayı,

Öldükten sonraki bir kamyon dolusu çiçeğe tercih ederim.’
Ama dualarınızı devamlı beklerim