Haziran 2010 iin arsiv

ACI BİR HATIRA

Yazan: Sait Özdemir Tarih: Haz 4th, 2010 | Kategori:: Genel
 
   

Acı Bir Hatıra

Kategori: Güzel Yazılar

«Bakma saatine ikide birde!
Hâlin neyse saat, onun saati.
Saat tutamaz ki ölü kabirde;
Zamana eşyada gör itaati.

Bir kıvrım, bir helezon,
Her noktası baş ve son.

Dün hâtırâ, yarın hayâl, bugün ne?
İki renk arası bir çizgicik pay.
Ne devlet zamanı bütünleyene!
Ebed bestecisi bir çark ve bir yay.

Hesap soran yaratık;
O dimdik, her şey yatık.»

N.F.K.

Bir kabristan vardı… Şehrin genişlemesini arzu eden yetkililer; bir emanet, bir tapu senedi, bir hatıra, bir uyarıcı olan o sessiz beldeyi ortadan kaldırmaya karar vermişlerdi. İlanat yapıldı;

«Falan kabristân, şu tarihte sökülecektir. Cenâze sahiplerinden isteyenler, o güne kadar cenâzelerini filân kabristanâ aktarabilirler.»

diye… İlâna pek iltifat eden olmadı. Zîrâ, uzun süreden beri vefât edenler, şehrin yeni kabristanına defnediliyordu. Burada kalanlar, yıllar öncesinin insanlarıydı. Çoğunun sahibi çıkmadı. Derken, beklenen gün gelip çattı. Dozer, o koca beldeyi birbirine kattı. Görünürlerde “beden” denilebilecek bir şey kalmamıştı. O vücut binalarının sütunları, kolonları hükmündeki kemiklerden henüz tam çürümeyenleri kepçe, birbirine kattı ve arabalara doldurdu. Kamyonlar, sıra sıra yola koyuldular.

O garip manzaranın hâlâ tesiri altındayım. O gün kemikleri kamyonlara yüklenen insanlar, daha dün bu şehrin sahipleri ve sakinleriydiler. İçlerinde zengini de vardı fakiri de… Alçak gönüllüsü de vardı mağrûru da. Birbirinin malını, servetini çekemeyen; birbirleriyle çok acı mücâdele veren rakipler, şimdi aynı kamyonun arkasına sarmaş dolaş olarak şehri terke diyorlardı.

Bunun bir başka türlüsü de o günün âşıklarıyla mâşukları (sevilenleri, âşık olunanları) arasında mevcuttu… Şimdi hepsinin toprakları, aynı arabada biraraya gelmişti.Şimdi hepsi, yeni gâfillerin oynaştığı bu beldeyi terke hazırlanıyorlardı.

Kaynaklar

Alaaddin Başar, “Acı Bir Hatıra”, Gerçeğe Doğru 1, Fasikül 6, s.18.


MUTLULUK NEDİR….

Yazan: Sait Özdemir Tarih: Haz 4th, 2010 | Kategori:: Genel

Mutluluk Nedir?

Bu hafta sizlerle herkesin peşinde koştuğu ancak yanı başında olmasına rağmen bir türlü ulaşamadığı mutluluk konusunu paylaşmak istiyorum.Her yerde bu tür yazılar okuyorsunuzdur, herkes kendince “mutluluk” tarifleri yapıyordur. Ben yıllardır mutluluk kavramına net bir tarif getiremedim. Hatta hiçbir tarif getiremedim. Şu ana kadar  mutluluk denildiğinde verebildiğim tek kesin yanıt: “inandıklarım, yerine getirdiğim ödevlerim, sorumluluklarım ve ailem” oldu. Bundan sonra da yine bunlardan başkası olamayacak sanırım. Başka seçeneklere de şans verdim ama sonuç çıkmadı… Şu an “mutluyum” diyebiliyorsam bunlara borçluyum. Bir dilim ekmek,bir yemek pişirecek tencere ,bir kilim,birde çocuğun yanındaysa işte mutluluk bence budur

Eminim sizlerin de mutluluk hakkında bir sürü söyleyecekleriniz vardır. İşte bir alıntı yazıyla “mutluluk” Yazıyı okuduktan sonra siz de yanıtlayın; Mutluluk nedir? Nerededir?

Mutluluk Nedir?

Kimimiz parada ararız mutluluğu,kimimiz sevgilide…
Kimimiz ailemizde,kimimiz ise sağlıkta…

Ama hepsinde bir “arayış” ve “yetinmeme” söz konusudur. Belli bir miktar paramız olduğunda mutlu olacağımızı düşünürüz o kadar para kazanınca yetmez,daha fazlasını isteriz. Evimiz olur bu kez bahçe içinde bir tane daha isteriz. Araba alırız bu kez rengini yada modelini değiştirmeye çalışırız. Bizi seven birileri olsun diye dua ederiz onu bulduğumuzda da kıymetini bilmeyiz. İnsanoğlu yapısı böyle her zaman daha fazlasını elde etmek için uğraşırız, arada kaybettiklerimizin farkına vardığımızda ise iş işten geçmiş olur.

Aslında düşünüldüğünde mutsuz olmak için o kadar sebep var ki!

Dünyada büyüklerin hırsları yüzünden katledilen, minikler var mesela. Çocuğunu korumak için kendini siper eden babanın fotoğrafını mutlaka görmüşsünüzdür. Yada Afrika’da çocuğu yemek için ölmesini bekleyen akbabayı hatırlıyorsunuz değil mi? Her yerde yayınlandı çünkü bu fotoğraf. Ne yapılıyor onlar için? Ne yapıyoruz yada yapabiliyoruz? Çok uzağa gittiysem geçen haftaya döneyim. Geçen hafta  Gazzeye yardım götüren gemiye İsrail’in yapmış olduğu saldırı günlerdir haber bültenlerinde yayınlandı içimizi dağlayan görüntüler, televizyon karşısında ağladık bir çocuğumuz,lanet ettik.…
Bunları düşününce mutlu olmak, gülümsemek gelmiyor insanın içinden. Ama sonra düşünüyorum, biliyorum ki bizim halkımız duyarlı, sağ bütün halk iktidarı ve muhalefeti ile destek veriyor. Yine Gazzeye yardım amaçlı kampanyalar, kermesler düzenleniyor ve tüm ülke herkes katılıyor, destekliyor bütün bunları. Peki sadece Gazze mi Pakistan’da ki felaketi hatırlayın. Neler yapıldı o bölgede insanlar için. Yardımlar esirgenmedi. Bunları görünce de mutlu oluyor insan…Bence mutluluk veren el olmaktır. Mutluluk bir başkasının mutluluğuyla mutlu olmaktır…

Büyük kedi, kuyruğuyla oynayan küçük kediye sordu: “Neden kuyruğunu kovalayıp duruyorsun?” dedi.

Küçük kedi şöyle yanıt verdi: “Bir kedi için en güzel şeyin mutluluk, mutluluğun da kuyruğum olduğunu öğrendim.” dedi. “Kuyruğumu kovalıyorum, kovalıyorum… Sonunda onu yakaladığım zaman, biliyorum ki, mutluluğu yakalamış olacağım.”

Yaşlı kedi gülümsedi: “Gençken ben de senin gibi, mutluluğun kuyruğum olduğuna inanıyordum.” dedi. “Yıllar geçtikçe anladım ki, ne zaman onu kovalasam, o benden uzaklaşıyor, ne zaman kendi işime baksam, o hep peşimden geliyor.”

Bir arkadaşım birgün “Bana mutluluğu birkaç cümle ile anlatır mısın?” diye sorduğunda hiç düşünmeden arka arkaya sıraladım cümleleri…

Mutluluk: Bir çocuğun gülümsemesidir
Mutluluk: Bir çocuğun kalbini kazanabilmektir
Mutluluk: Bir çocuğu güldürebilmektir
Mutluluk: İyi bir evlat, iyi bir kardeş, iyi bir arkadaş, iyi bir dost ve iyi bir sevgili olabilmektir
Mutluluk: İçten söylenebilen “seni seviyorum” dur
Mutluluk: Onun iyi olduğunu bilmektir
Mutluluk: Size verilen değerdir
Mutluluk: Uzakta da olsa seni seven birilerinin olmasıdır.
Mutluluk: Akşam okuldan yada işten eve döndüğünde kapıyı açan ve gününün nasıl geçtiğini soran birilerinin olmasıdır.
Mutluluk: Her şeyden bıkıp hayattan koptuğun anlarda sana güzel günlerini hatırlatan ve asla seni bırakmayan kardeşlere sahip olmaktır.

                       NEŞELİ,MUTLU VE SEVGİ İLE KALIN…..

                                                                             SAİT ÖZDEMİR

                                                               UZMAN PSİKOLOJİK DANIŞMAN


GELECEK 100 YIL

Yazan: Sait Özdemir Tarih: Haz 3rd, 2010 | Kategori:: Genel
 
           
George Friedman
PEGASUS YAYINLARIGeorge Friedman’ın Bütün Dünyanın Gündemine Bomba Gibi Düşen Kitap Türkçe’de…
Dünya Nereye Doğru Gidecek
2020: Rusya çökecek.
Çin büyük bir kriz yaşayarak dağılacak.

2050: Türkiye, ABD, Polonya ve Japonya arasında 3. Dünya Savaşı çıkacak. 50.000 kişi ölecek.

2080: Petrol rezervleri bitecek yerine uzay temelli enerjiler dünyada kullanılmaya başlayacak.

2100: Meksika ABD’ye savaş açacak.

- NATO bitecek. Avrupa’daki Almanya Fransa ittifakı çökecek. Hakimiyet Polonya’ya geçecek.

- Türkiye; Ortadoğu, Orta Asya ve Balkanları hakimiyeti altına alarak dev bir ülke olacak.

- Başkent Ankara’dan İstanbul’a taşınacak.

- Karadeniz ve Akdeniz artık bir Türk gölü haline gelecek.

- Neo Osmanlı senaryosu gerçek olacak. Türkiye Osmanlı hakimiyetini dünyaya geri getirecek.

-Dünyadaki herkes Türkçe, Japonca, Polonya ve Meksika dillerini öğrenecek.
BUNDAN SONRA DÜNYADA HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK BÜTÜN DENGELER ALT ÜST OLACAK VE YENİ BİR DÜNYA DÜZENİ KURULACAK.
George Friedman uzun zamandır beklenen ve provokatif Gelecek 100 Yıl kitabında keskin sezgisi ve akıllıca analizleri ile dünyada gelecekte bizi nelerin beklediğinin büyülü bir tablosunu sunuyor. SİTE:www.kitapyurdu.com