Ağustos 2010 iin arsiv

Hiç Vaktim Yok

Yazan: Sait Özdemir Tarih: Ağu 24th, 2010 | Kategori:: Genel

Bir şeyi yapmak istemediğinizde (bunu belli etmemek için) en sık söylenen söz: Hiç vaktim yok!
Vakitsizliği göstermek için bin bir dereden bahaneler ortaya konur. İş- trafik- borsa-kriz- dolar- çocuk vs…
Vakitsizlikten neler yapmadığınızı hiç düşündünüz mü?
Bunları şöyle bir sıraladığımda herkes kendine uygun gördüğünü bulacaktır. Ama mutlaka hepimizin vakitsizlikten yapamadığı şeyler vardır! Aslında bir düşündüğümüzde yapmadıklarımız kendimize gösterdiğimiz değersizlikten başka bir şey. Bize sunulmuş en büyük hediyeyi: yaşamı avuçlarımızdan kaydırıyoruz yapamadıklarımızla. Mutluluk gelecekte ulaşacağımız kaf dağının arkasındaki ülke değil.
Yarınlarda yakalamayı düşündüklerimiz de değil
Şimdi, şu anda yapamadığımızı düşündüğümüz şeylerdir.
Mutlaka mezarlık görmüşsünüzdür.
Orada yatanların hemen hepsi vakitsizlikten yapmak istediklerini yapamayanlardır. En çok neleri yapmıyoruz vakitsizlikten şöyle bir çırpıda aklıma gelenleri sıralayayım isterseniz.
Eminim sizlerin de ekleyeceği bir çok şey olacaktır listeye.
· Vaktim yok okuyamıyorum.
· Uzun zamandır sinemaya- tiyatroya- sergiye gidemedim vaktim yok.
· Yıllardır bir tatil bile yapamıyorum vaktim yok.
· Eşimle, çocuklarımla aylardır bir araya gelecek vakit bulamıyorum.
· İnan hep aklımdasın ama bir türlü vakit bulup arayamıyorum.
Ve daha yüzlerce sebep sıralanabilir.
Bütün bunların anlamı nedir biliyor musunuz?
Sevgisizlik.
Sevmiyoruz işte. En sevilmesi gerekeni kendimizi sevmiyoruz.
İnsan ancak vakit ayırdığı şeyi- kimseyi sevebilir. Başka bir deyişle sevdiğimize ayırırız vaktimizi. Kendimize vakit ayıramıyorsak, kendimiz için vakitler bulamıyorsak kendimizi sevemiyorsak, nasıl başkasını, başka şeyleri sevebiliriz.
Saint – Exupery ünlü eseri Küçük Prenste: “benim çiçeğimi diğer yüzbinlerce benzerinden farklı kılan şey ona ayırdığım zamandır” der. Sevgi de bir eğitim işidir. Sevgi öğrenilebilir. Öğrenmek çaba ister, zaman ister. Sevgi kelimesini sakız gibi çiğneyip dururuz. Açtığımız radyoda ciyak ciyak “vauvv sizi çok seviyorum” diyenleri, duydukça bu konuda moralim cidden bozuluyor.
Sevgi öğrenilir.
Sevgi çaba gerektirir.
Sevgi zaman ayırmaktır.
Bu öğreti ömür boyu sürer gider. Sevgiyi öğrenmek konusunda her zaman yapabileceklerimiz vardır.
Öncelikle sevgiye zaman ayırmak gerekir.
Bu zaman her an olabilir. Sabah, öğle yemeği, ikindi, akşam, gece ve de yaşanmamış tüm zamanlar sevgiye ayrılabilir.
Gelin önce okumaya vakitsizlik ile ilgili birkaç cümleyle bu günlük bu kadar diyelim.
Vaktim yok okuyamıyorum. Hayır var.
Nasıl mı?
Sabah uyandığında, otobüste, metroda, arabada, işyerine geldiğinde, işe başlamadan, öğle yemeği arasında, eve döndüğünde, TV seyrederken, yatmadan, yaz geliyor; güneşlenirken.
Bütün bu zamanlardan en az 5-10 dakika ayırın. Bakın bir günde kaç saat okumaya vaktinizi olacak.
Ne mi okuyalım?
Ne olursa olsun okuyun. Gazete- dergi , roman ne olursa yeter ki okuyun.
Okuyan insan kendine güvenir, kendini sever. Etrafına, çevresindekilere daha hoşgörülü, daha sevecen bakar. Okumanın öğrenmedeki yerine başka bir yazımda yer vereceğim.


Sagliginiz Icin Mutlaka Okuyun

Yazan: Sait Özdemir Tarih: Ağu 23rd, 2010 | Kategori:: Genel

Sagliginiz Icin Mutlaka Okuyun.

 

Sevgili dostlar

Bu yazida dikkate alinmasi gereken ciddi konular var . . .
ea

Ben, Doc. Dr. Aysegul YILMAZ’.   Sizlere cok onemli uyarilarim var.
Elektromanyetik Alan” konusunda doktora yapmis bir kisiyim.

Oncelikle dizustu bilgisayarlarini asla ve asla kucaginizda, dizinizin ustunde kullanmayin.

En cok manyetik alani sac kurutma makinesi ve utu yayar (bu aletleri kullanirken acele edin, isinizi cabuk bitirin.

“Yatak odalarinda televizyon, bilgisayar ya da cep telefonu bulunmasi tahmin edemeyeceginiz kadar zararlidir.  Havayi iyonize eden elektromanyetik alan yuzunden cogu zaman bir koku ile algiladigimiz ancak gozle goremedigimiz elektrik yuklu parcalar havada asili kalirlar.
Saatlerce havalandirsaniz bile tam olarak ortamdan supurulmezler, her nefes aldiginizda cigerlerinize bu parcalari cekiyorsunuz demektir.
Elinizin hemen altindaki klavye ve Mouse ise her hareketinizde elektrik sinyalleri gonderir.  Mutlaka kablolu mouse kullaniniz. .  Ayni sekilde uzun sureli klavye ve mouse kullanimi maalesef bilekleri ve eli deforme etmektedir. “RSI (Repetitive Strain Injury)” denen surekli ayni bedensel hareketlerin tekrariyla olusan eklem rahatsizliklari ve “Carpal Tunnel Sendorumu  (tekrar eden hareket sendromu )” ciddi sonuclari olan ve ameliyat gerektirebilen hasarlar verirler.

Lazer baski yapan yazicilar, calismalari sirasinda ozon gazi uretirler.
Uzmanlar kanser ve bagisiklik sistemi hastaliklarinin, manyetik alanin zayiflattigi bunyelerde olustugunu soyluyorlar.

Mesela cogumuzun kullandigi Bluetooth kablosuz baglantisi icin HP firmasinin resmi kitapcigi “lutfen sagliginiz icin bir metreden kisa mesafede Bluetooth kullanmayin” diyor.

Eger butceniz yetiyorsa LCD dedigimiz ince ekranlardan alin. Bunun radyasyon seviyesi daha dusuktur.
 
Bilgisayar kasanizi bedeninizden uzak tutun. Kablolari mumkun oldugunca uzun tutarak cevrenizdeki bos alani uzatin, Bilgisayar masanizi metal aksamdan degil, ahsap ve elektrik yuku tutmayacak sekilde olusturun.
Bilgisayarinizin bagli oldugu prizi mutlaka toprakli yaptirin.

Gunde bir kac saatten fazla keyif, oyun ve web gibi zorunlu olmayan aktiviteler icin bilgisayar karsisinda zaman harcamayin.

Son olarak, bilinen tum elektronik cihazlarda elektromanyetik alani yakalama becerileri yuzunden ozellikle ametist kristalleri kullanmanizi ve bilgisayarinizin yakinina koymanizi onerecegim.

Bu ametist kristalleri belli araliklarla deniz suyuyla topraklandiklarinda elektrik yukleri sifirlanarak gereken koruma alanini saglamaya devam ederler.”

Sevgili okurlar, ben sahsen Balikesir Dursunbey Gugu Koyu’nde calisirken, koyde ametist madeni olmasi nedeniyle, bol miktarda ametist kristali edinmistim.

VE EN ONEMLI KONU: . . .   Eger acil servis doktoru falan degilseniz, cep telefonunuz uyuyacaginiz odada asla acik olarak kalmamali.  Gece siz uyurken Yatak Odanizdan en az 10 metre uzakta olmalidir!!!!

Yapilan arastirmalara gore 20 dakika boyunca cep telefonu ile kesintisiz konusanlarin, bir saglik kurulusunda beyin kontrolunden gecmesi gerekiyor. Nitekim telefon ile konusurken siniri astiginizda hep basiniz agrir.. Unutmayinki , konusurken de telefonun patlama gibi bir tehlikesi  vardir . . .  Mutlaka KULAKLIK KULLANIN ! ! !

Telsiz telefonlarda da benzer tehlikeler mevcut, ev telefonunuz telsizse degistirin, kablolu alin.
 
Camasir ve bulasik makineleri calisirken yaninda durmayin ( mesela bulasik makinesini calistirip yanindaki masada keyif cayi icmeyin veya masa keyfi yapmayin ), cunku cok manyetik alan yayarlar.  Ozellikle camasir makinesinin, camasirlari dondurme asamasinda hemen uzaklasin…

Son olarak; kullanmadiginiz aletleri fisten cekin. Yapilan arastirmaya gore, “stand by” da yani bekleme modunda kalan aletler, gene elektrik tuketiyorlar.  Ve ABD’de bekleme modunda tuketilen elektirige ” vampir elektirik” deniliyor.  Bu da gosteriyor ki elektronik aletler fisten cekilmedigi, en azindan guc dugmesinden kapanmadigi surece bizim icin tehlike yaymaya devam ediyor…

Tum bu aletlerin neden oldugu masraf ve kuresel isinma yetmiyormus gibi, bizi de tuketiyorlar yavas yavas..
 


HAYAT BU DAHA NE OLSUN…

Yazan: Sait Özdemir Tarih: Ağu 23rd, 2010 | Kategori:: Genel

Hayat bu daha ne olsun

 

Oyle sabah uyanir uyanmaz yataktan firlama
Yarim saat erkene kurulsun saatin.
Kedi gibi gerin, ohh ne guzel yine uyandim diye sevin..
Pencerini ac, yagmur da olsa, firtina da olsa nefes al derin derin…

Yuzune su carpma, adamakilli yika yuzunu serin serin…
Geceden hazir olsun, yarin ne giyecegin.
Ona harcayacagin vakitte bir dilim ekmek kizart,
Cek kizarmis ekmek kokusunu icine,

Bak guzelim kahvaltinin keyfine.
Ayakkabilarin boyali olsun, kokun mis,
Once sana guzel gelsin aynadaki siluetin..
Cik evinden neseyle, karsina ilk cikana gulumse, aydinlik bir gun dile.

Sonra kos git isine, dunden, onceki gunden,
Hatta daha da eskiden yarim ne kadar isin varsa hepsini tamamla,
Ohhh soyle bir hafifle
Bir guzel kahve ismarla kendine,
seni mutlu eden sesi duymak icin “alo “de
Hic isin olmasada ogle uzeri disari cik
Yagmur varsa islan, gunes varsa isin, hatta usu hava soguksa…

Yuru, yururken saga sola bak, oylesine degil, gorerek bak
Cicek gorursen kokla ,kopek gorursen oksa ,

cocuk gorursen yanagindan makas al.
Sonra,soyle bir dusun, kimler sana yol acti,

sen cok dar da iken kimler seni ferahlatti,
hani kapini kimsenin calmadigi gunlerde kimler kapini tiklatti?  
Ne kadar uzun zamandir aramadin onlari degil mi?
Hadi hemen ugrayabilirsen ugra, arayabilirsen ara
Hatirlarini sor, oyle laf olsun diye degil, kucaklar gibi sor..
Bu sadece onlarin degil, senin de yuregini isitacak,

yuzunde guller actiracak.


Gunun guzeldi degil mi? Aksamin da guzel olsun..

Yemegin ne olursa olsun, masanda illaki kumas ortu olsun..
Saklama tabaklari, bardaklari misafire
Sizden ala misafir mi var bu dunyada
Ailecek kurulun sofraya, oyle acele acele degil,

vazife yapar gibi hic degil,
Şoyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi,

eksik biraktiklarini tamamlar gibi tadina var aksaminin..
Gece evinde, dostlarin olsun
Sohbetin yemegin, kahkahan  olsun..


Arkadasim,

hayat bu daha ne olsun?
Ama en once ve illa ki saglik olsun!
Can Yucell
 

Bir ay suren Avrupadaki konferans ve seminer programları sırasında bana her konuda yardımlarını esirgemeyen tüm dostlara selam ve sevgiler.Teşekkürler Almanya,Hollanda,Fransa,Belçika,Avusturya ismini sayamadığım ve hatırlayamadığım tüm gönül dostlarına sonsuz teşekkürler.

Yazan: Sait Özdemir Tarih: Ağu 22nd, 2010 | Kategori:: Genel

UZUN BİR ARADAN SONRA SİTE TEKRAR ESKİ HALİNE DÖNDÜ.

Yazan: Sait Özdemir Tarih: Ağu 22nd, 2010 | Kategori:: Genel