BAHARI DİYAR –I BEKİR’DE KARŞILAMAK…
Çoktandır gitmeyi düşündüğüm güneydoğu seminerlerime sevgili dost Abdulkerim Hocanın davetini alınca düşünmeden karar verdim. Bu vesile ile iki gün süren bir konferans ve seminer programı başlamış oldu. Üniversitede okuyan, lise ve ara sınıf ilköğretim öğrencileri ile konferans ve seminer yapma imkânı bulduk. Diyar- ı Bekir’e hep basın yayın bültenlerinin bizlere bildirdiği ve gösterilen olumsuz görüntüler kadar tanıdığımdan dolayı biraz da Nevroz gününe denk gelen hafta olunca açıkçası tedirgin olarak gittim.
Gezdiğimiz ve gördüğümüz yerlerde esnafla görüşmelerimizde sıcak içten ve samimi bir duygu ile karşılandık. Mahir hocam Diyarbakır sofrasının enfes örneklerinin servis edildiği yemekleri yiyip, çay ve kahvelerimizi içildiği mekânlarla bizleri buluşturdu.
Kitabın tarihle buluştuğu enfes bir mekân olan Tarihi Hasan Paşa Hanında bulunan Ensar Kitap ve Kültür merkezinde Cemalettin ACAR beyefendinin i nazik ve kibar daveti ile çay içip sohbet etme imkânı bulduk.Böyle güzel mekanları kültüre kazandırdıkları için kendisine teşekkür ediyorum.
Şehrin tarihi hanları, camileri ve kiliseleri; din ve tarih turizmi açısından çok değerli. Tarihi hanların çoğu halkın vakit geçirebileceği mekânlar haline getirilmiş. Şehrin yeni kısmı ise dünyanın her yerinde olduğu gibi; geniş caddeler kenarında ki yüksek beton yığınlarından ibaret. Neyse ki aralara biraz yeşillik serpilmişti. Parklarda kadınlar ve çocuklar piknik yapıyorlardı. Tarihi binaların duvarları, eski şehrin surları koyu renk, yıllar geçtikçe sertleşen, bol delikli sanki yeni görünümlü taşlardan oluşuyor.
“ Yaş otuz beş, yolun yarısı eder” mısrası ile başlayan, ölümlü olduğumuzu ve ömrün çok da çabuk geçtiğini anlatan Şair Cahit Sıtkı Tarancı’da, 1910 yılında bu şehirde böyle bir evde dünyaya gelmiş. Ancak oraya vardığımızda saat geç olduğundan kapalı olduğunu gördük.
Çin seddinden sonra en büyük surlar olduğu söylenen Diyar- ı Bekir surlarında kısa bir gezinti ve şehri tepeden görme şansını yakaladık. Şehrin hemen yanından geçen Dicle Nehri’ne, efsanelere konu On gözlü Köprüyü görme şansını yakaladık.
Kardeşin kardeşe olan dostluğu için gerçekten hepimiz bir şeyler yapabiliriz.
Bu şehirde konuştuğum kişilerden edindiğim yoğun izlenim; insana insan gibi davranılıp insan yerine konulduğunda o yöre halkının sizler için her şeyi yapabileceği duygusu hâkimdi. Geçmişte yaşanan ve ne yazık ki halen yaşadığımız acı olayları kendileri yönünden unutmaya hazırlar. Geleceğin güzel günler getireceği umudunu istiyorlar.
Diyarbakır, tarih boyunca çok şeyler görmüş yaşamış, dolayısıyla her yönüyle, her bakımdan çok değişmiş bir şehir.
Burada değişmeyen ne var diye soracak olursanız, şehrin değişmeyen canlılığı, hareketliliği, rengârenkliği, insanlarının yüce gönüllülüğü, sıcaklığı, ruh güzelliği.
Ve, bitmez tükenmez çilekeşliği.
“Buraya her gelen ağlayarak gelir, giderken ağlayarak gider” diyor karşımdaki yaşlı Diyarbakırlı.
Cumartesi günü Mahir HOCAM Nebi ve peygamber mezarlarının obulunduğu Eğil ilçesine götürüp ziyaret etme şansı sağladı. Buna ilişkin kısa bilgiler aşagıdadır.
Nebi ve Peygamber Kabirleri
Kabirlerinin Eğil’de bulunulduğuna inanılan ve kabul edilen; Kur’an-da 2 ayette bahsedilen Hz.Elyesa(A.S.), Hz. Zulkifl(A.S.) ile Nebi Harun-i Asefi, Nebi Alak, Zenun, Danyal ile Hz. Elyesa(A.S.)’nın amcasının oğlu Hürmüz, Nebi Harun’un yeğeni ve yardımcısı Ruyem gibi Nebi ve velilerin kabirleri bulunmaktadır.
a-)Hz. Elyesa(A.S.):
Kabrinin Eğil’de bulunulduğuna inanılan ve kabul edilen Hz. Elyesa(A.S.) İsrailoğullarına gönderilmiş peygamberlerdendir. Kur’an-ı Kerim’de iki ayette zikredilmektedir.
- En’am Suresi 86. ayet şöyledir: “İsmail, Elyesa, Yunus ve Lut’u da (hidayete erdirdik). Hepsini alemlere üstün kıldık.”
-Sad Suresi 48. ayet ise : “İsmail’i, Elyesa’yı, Zülkifl’i, de an. Hepsi de en hayırlı kimselerdendir.”
Hz. Elyesa (A.S) Peygamber Hz. Musa’nın getirmiş olduğu dinin esaslarını yaymaya çalışmıştır.
Hz. Elyesa (A.S) İlyas Peygamber’le belli bir süre birlikte olmuştur. Balbek hükümdarının zulmünden kaçan İlyas Peygamber Tevrat’ı gizli gizli öğretmekte ve kendisi de emirlerinin gereğini yerine getirmekteydi. Hz. Elyesa (A.S) Peygamber de İsrailoğullarına çok nasihat etmesine rağmen, onlardan çok azı kendisini dinlemiş ve iman etmiştir. İsrailoğullarının zulüm ve baskılarından kaçan Hz. Elyesa (A.S), Asur diyarlarına doğru gitmiştir. İman etmeyen İsrailoğullarının başına, Asurlular musallat olmuştur. (Dikmen ATEŞ 1977:515,516)
Hz. Elyesa(A.S) takriben MÖ 1200 yıllarında yaşamıştır. Kabri 850 seneden beri Eğil ve çevresinde yaşayan ilim adamları tarafından Eğil’de kabul edilmiştir. Eski kabrin güney iç kısmındaki Kufi yazı ve muhtelif taşlardaki Arapça yazılarında görüldüğü gibi kabir Hz Elyesa(A.S)’nın kabridir.
Kabir; Eğil ilçesi Tekke Mahallesindeydi. Dicle Baraj Gölü altında kalmaması için, yetkili mercilerin izin ve yardımlarıyla bir heyet tarafından Tekke Mahallesinden alınarak Nebi Harun tepesine nakledilmiştir. Amcasının oğlu ve yardımcısı Hürmüz’ün kabri yerinde bırakılmıştır.
b)Hz.Zülkifl(A.S):
Kabri Eğil’de olduğu kabul edilen Hz. Zülkifl (A.S) İsrailoğullarına gelen peygamberlerdendir. Hz. Zülkifl(A.S)’in adı Kur’an-ı Kerim’de iki kez geçmektedir.
-Enbiya Suresi 85. Ayet: İsmail, İdris ve Zülkifl’i (hatırla) onların hepsi de sabredenlerdendir.
-Sad Suresi 48. Ayet: İsmail’i, Elyesa’yı, Zülkifl’i de an hepsi de hayırlı kimselerdendir.
Hz. Zülkifl amcasının oğlu olan Elyesa Peygamberin her fırsatta yanında olmuştur. İnsanlardan gelen birçok olumsuz tavrı göğüslemesini bilmiştir.
Hz. Elyesa’nın vefatı yaklaşınca Hz. Zülkifl’i yerine halife olarak bırakmıştır. Esas ismi “Bişr” olmasına rağmen kendisine Zülkifl (kefil olan) lakabı verilmiştir.
Takriben MÖ 1200 senesinde yaşamıştır. Kabri 850 seneden beri burada yaşayan ilim adamları tarafından Eğil’de kabul edilmiştir.
Eski türbenin baş ucundaki kitabe taşta “Haza kabril Zülkifl nebi” bu kabir Zülkifl (A.S)’indir yazılıdır.
Hz. Zülkifl Peygambere ait olan eski türbe ilçenin üç dört km. dışında Hacıyan Mezrasındaydı.
Dicle Baraj Gölü sularının altında kalmaması için 1995 yılında Elyesa Peygamber’in merkati yetkililerin izin ve yardımıyla Nebi Harun tepesine nakledilmiştir.
c)Nebi Harun (Harun-i Asefi):
Kabrinin tanıtım yazısında şu ifadeler yer almaktadır: “Bu kabir Berhiya’nın oğlu Harun-i Asefi’nindir. Kendisi Hz. Süleyman’ın katibidir.”
Yanında bir mezar daha bulunmaktadır. Bu kabir amcasının oğlu Ruyem’e aittir.
T ürbesi Eğil’in güneydoğusunda bir tepenin üzerindedir. Çevresi meşe ağaçlarıyla kaplıdır. Hz. Elyesa ve Hz. Zülkifl’in kabirleri de yanındaki tepeye nakledilmiştir.
Eğil’e ulaşmadan, sağa dönülen bir yolla buraya gidilir.
d)Nebi Alak:
Türbesi Eğil’in girişinde sağ tarafında vadinin içinde iki ağaç arasındadır. Türbenin etrafı taşlarla çevrilidir. Az ilerisinde Nisanoğlu Türbesi vardır.
e)Zennun Ziyareti:
Yenişehir Mahallesinin kuzeydoğusunda iki mağaranın alt kısmındadır. Türbedeki yazılı taşlar silik olduğundan okunamamaktadır.
Diyarbakır’ın kendisine özgü bir ‘gizemi’ var. Bunu bilen bilir. Fark eden eder. Çünkü sahabeler şehri düşman işgal etmemiş diyor dostlar.
Burası, hiç bizim ve sizlerin bulunduğunuz yerde duyup gördüğünüz gibi değil.
-Nasıl yani?
“Çok hoş bir şehir burası. Her yanıyla. Özellikle insanlarının dostluğu, cömertliği, sıcaklığıyla…”
![1d5q8rcsxjwyu[1]](http://www.geleceginseninellerinde.com/wp-content/uploads/2011/03/1d5q8rcsxjwyu1.jpg)
![SNC00178[1]](http://www.geleceginseninellerinde.com/wp-content/uploads/2011/03/SNC001781-300x225.jpg)
