Haziran 2011 için arsiv

KONFERANS VE SEMİNER PROGRAMLARIM…

Yazan: Sait Özdemir Tarih: Haz 21st, 2011 | Kategori:: Genel

 

HOLLANDA

23.06.2011 AMSTERDAM

24.06.2011 ROTTERDAM

25.06.2011 DENHAG LAHEY

26.06.2011.AMSTERDAM

İSVİÇRE

07.07.2011 İSVİÇRE BASEL

08.07.2011.ZÜRİH

09.07 .2011.İTALYA MİLANO

10.07.2011. BASEL

FRANSA

11.07.2011. LYON

12.07.2011 NANCH

13.07.2011.PARİS

14.07.2011 PARİS

15.07.2011.17.07.2011.  PARİS

BELCİKA

18.07.2011 BRÜKSEL

19.07.2011.BRÜKSEL

20.07.2011 BRÜKSEL


SİZCE DOSTLUK NEDİR?

Yazan: Sait Özdemir Tarih: Haz 16th, 2011 | Kategori:: Genel

Dostluk nedir?

İlgi..

Bağlılık..

Taçlandırma…

Sorumluluk duyma..

Yürekten algılama..

Bakışlarla anlaşma..

Ses tonuyla destek verme..

Kayıp olmaz, yitmez bitmez, bir duygu.

Bunların hepsi bir araya gelip, zaman içinde gıdım gıdım birikerek dostluğun çimentosunu oluşturuyor.

Gazetelerde okuyoruz. TV’lerde seyrediyoruz. SaÄŸda solda konuÅŸmalarda adı Dostluklar nasıl oluÅŸuyor?

Unuttuk..

Bu hızlı kent hayatı dostluk duygusunu aklımızdan aldı… YüreÄŸimizden çaldı.

Nasrettin Hoca bir Cuma günü camide cemaate namaz kıldırmak üzere ezan okunsun diye bekliyormuş. Bir adam gelmiş.

“Hocam” demiÅŸ! “EÅŸeÄŸimi yitirdim…”

Hoca da adama;” Åžu namazı kıldıralım, senin eÅŸeÄŸin çaresine bakarız” demiÅŸ.

Hoca namazı kıldırmış, vaazını vermiş ve cemaate dönmüş:

“İçinizde dostuyla bir bardak çay içip saatlerce konuÅŸmamış, dostuyla sekiz saatlik yürüyüşe çıkıp hiç konuÅŸmadığı halde sıkılmadan yürüyüşünü tamamlamamış biri var mı?”diye sormuÅŸ. Arka sıralarda saf tutmuÅŸ biri parmağını kaldırıp, “Ben varım Hocam…” demiÅŸ. Hoca eÅŸeÄŸini yitiren adama dönmüş,

“Al bu adamı al git, bundan daha büyük eÅŸek olur mu?

YitirdiÄŸin eÅŸeÄŸin yerine kullanırsın” demiÅŸ. Dostun yoksa… EÅŸekten farkın ne?

Sokrates’e öğrencileri sormuÅŸ: Dostluk nedir?

Sokrates de onlara şu cevabı vermiş;

“ÇocukluÄŸumdan beri arzuladığım bir ÅŸey vardır. Kimi insan atları olsun ister, kimi insan köpekleri… Kimisi altını, kimisi de ÅŸanı ÅŸerefi; bense bir dostum olsun isterim…”

 İnsan biriktiren varlık…

Åžan şöhret biriktiriyor…

Süper zenginse boğazda villa biriktiriyor. Tablo biriktiriyor.

Repoda para kasalarda naftalin kokulu döviz, antika biriktiriyor. Gençse plak, kaset, cd biriktiriyor. Yorgun bir ihtiyarsa namaz niyaz biriktiriyor.

 Âlimse kitap biriktiriyor.

Cahilse kin biriktiriyor…

Dost biriktirmeyi içimizde kaç kişi deniyor?

Evet, kabul ediyorum, insan birçok kişiyle beraber mükemmel dost olamaz, ama dostsuzda kalmaması dileğimle…


HER DAİM CANLI KALMAK

Yazan: Sait Özdemir Tarih: Haz 14th, 2011 | Kategori:: Genel

Japonlar taze balığı hep çok sevmişlerdir. Fakat, Japon sahillerinde bol balık bulmak mümkün olmamaktadır.

Talebi karşılayamayan balıkçılar, Japon nüfusunu doyurabilmek için daha büyük tekneler yaptırıp, daha uzaklara açılmışlardı. Balık için uzaklara gidildikçe, geri dönmesi de daha çok vakit alır olmuÅŸtu. Dönüş bir – iki günden daha uzarsa, tutulan balıkların da tazeliÄŸi kaybolmaktaydı.

Japonlar tazeliği kaybolmuş balığın lezzetini sevmemişlerdi. Bu problemi çözebilmek için, balıkçılar teknelerine soğuk hava depoları kurdurmuşlardı. Böylece istedikleri kadar uzağa gidip, tuttukları balıkları da soğuk hava deposunda dondurulmuş olarak saklayabileceklerdi.

Ancak, Japon halkı taze ile donmuş balık arasındaki lezzet farkını hissedebiliyor ve donmuş olanlara fazla para ödemek istemiyordu. Balıkçılar bu defa, teknelerine balık akvaryumları yaptırdılar. Balıklar içeride biraz fazla sıkışacaklardı, hatta, birbirlerine çarpa çarpa biraz da aptallaşacaklardı, ama yine de canlı kalabileceklerdi.

Japon halkı, canlı olmasına raÄŸmen bu balıkların da lezzet farkını anlayabiliyordu. Hareketsiz, uyuÅŸmuÅŸ vaziyette günlerce yol gelen balığın, canlı, diri, hareketli taze balığa göre lezzeti yine de etkilenmiÅŸti. Balıkçılar nasıl olacak da Japonya’ya taze lezzetli balığı getirebileceklerdi?

 

Siz olsaydınız ne yapardınız?

Hedeflerinize ulaşır ulaşmaz, mesela mükemmel bir eş buldunuz veya çok başarılı bir firmaya girdiniz, borçlarınızı ödediniz vs. Heyecanınız kaybolmaya başlamaz mı? Yoğun çalışmanız gerekmiyorsa rahatlamaz mısınız? Lotoda büyük ikramiyeyi kazananlar parayı savurmaya başlamaz mı?

Japonların taze balık probleminde olduÄŸu gibi çözüm aslında basittir. 1950′lerde L.Ron Hubbart’in gözlemlediÄŸi üzere “İnsanoÄŸlu ancak hırs iddiası içinde bulunursa anormal çabalar sarfeder.” Ne kadar akıllı, uzman, inatçı iseniz, iyi bir problemle uÄŸraÅŸmaktan o kadar zevk alırsınız. Problem sizi ne kadar zorluyorsa ve siz onu adım adım çözebiliyorsanız, bundan da o derece mutluluk ve heyecan duyarsınız ve enerji dolu, canlı, ayakta kalırsınız.

Japonlar, balıkları yine teknelerindeki akvaryumlarda tuttular, ancak içine küçük bir de köpekbalığı attılar. Bir miktar balık köpekbalığı tarafından yutulmuştu ama geride kalanlar son derece hareketli ve taze idiler.

Buradan da görüleceği üzere problemlerden uzaklaşmaktansa içine atlamak, boğuşmak ve onları yenmek gerekir. Probleminiz çok ve çeşitli olabilir. Ümitsiz olmayın. Onları tanıyın, organize edin, kararlı olun, daha çok bilgi ve yardım desteği ile onlarla savaşın.

 

Beyninize bir köpekbalığı atın ve nelere ulaÅŸabileceÄŸinizi görün…


SIGINACAK BİR LİMANINIZ VAR MI?

Yazan: Sait Özdemir Tarih: Haz 10th, 2011 | Kategori:: Genel

SIĞINILACAK BİR LİMANINIZ VAR MI?

Bazen sıradan yaşamlarımızda olmadık telaşlarla karşılaşır, olmadık insanlara gereksiz kızgınlıklar hisseder ve sadece kendimizi yıpratırız. Bazen, aslında hiç de ummadığımız, hiç düşlemediğimiz sahte oyunlarda rol aldığımızı görür, kendimize sitem eder dururuz akıp giden zaman boyunca. Bazen yalnızlığımıza ağlar, ağlarken sadece aynalarla paylaşırız o hiç kimsenin duymadığı yüreğimizin sessiz yakarışlarını. Hüzün çöker üzerimize. Hani durup dururken ağlamak ister ya insan, işte öyle. Çocukluğumuza dönmek isteriz. Şımarık, sorunsuz ve sorumsuz yıllarımıza. Kardan adam yapmayı isteriz lapa lapa yağan karın altında. Yağmurda çamurlara basarak koşmak, bir ağacın altına sığınmak sonra. Çocukluğumuza dönmek isteriz. Çelik çomak oynadığımız zamanlarımıza. Sorunsuz, sorumsuz zamanlara. Sokak kavgalarında elimiz yüzümüz kir pas içinde, annemizden yediğimiz azara aldırış etmeksizin kirli ayaklarımızla mutfaktan reçelli ekmek aşırdığımız zamanlara. Çabucak büyümek istediğimiz zamanlarımıza. Ağladığımızda kimsenin bizi kınamadığı zamanlara. Sadece basit yalanlarla, ama çok küçük yalanlarla kandırdığımızı sandığımız sevdiklerimizin, aslında bizi kandırıp oyaladıkları yıllara. Utanmadan ağladığımız, ağladığımızda teselli edildiğimiz ve gözyaşımızı sildirdiğimiz o sıcacık yıllara. Bazen, büyümeseydim keşke dediğimiz zamanlarımız ol mu bilmem. Biliriz, yarın güneş doğduğunda, sıradan hayatımıza geri döneceğiz. Günlük kaygılarımıza, telaşlarımıza yeniden başlayacağız. Ve akşam gün battığında karşıki dağlar ardından, çoğu zaman olduğu gibi yeni baştan yaşayacağız kendi hüznümüzü. Bu kısır döngü hep böyle sürüp gidecek. Fakat en azından dostlarla paylaşmanın buruk sevinci olacak yüreklerde. Ne kadar hüzün yaşarsak yaşayalım, damağımızda hoş tatlarda olacak yaşamlarımızda elbette. Bir ağacın üzerinde, masum gelin duvağını anımsatırcasına bize göz kırpan çiçeklere bakarken umutlanacağız hayata dair. Uzak diyarlardan alacağımız bir dost sesi ferahlatacak kalbimizdeki sızıyı. Ve anılar defterinde gizli kalmış bir ses bölecek yaşamımızdaki hüznü coşkuyla. Siz hangi anıda unutulmuş bir sessiniz? Hangi tozlu rafta kaldı bir zamanlar yüreğiniz düşünün. Cevabı bulabilirseniz eğer, bilmelisiniz ki o anı hatırlanmak istiyordur. Hadi hatırlatın, hatta daha fazlasını bile yapın. Bir zamanlar sığındığınız limanları düşünüp o limanlara kısa yolculuklar yapın. Göreceksiniz ki o limanlarda sizi asla unutmayan sıcak bir yürek mutlaka bekliyor. İnsanın her zaman sığınacak liman bulması biraz şansa bağlı. Peki siz hiç, bir limana sığınmadınız mı? Yüreğinizdeki tüm güzellikler, gözlerinize yansısın dost ve sevgiyle kalın… Cumanız hayırlı olsun ……


KİMLİK NUMARASI NE İŞE YARAR

Yazan: Sait Özdemir Tarih: Haz 7th, 2011 | Kategori:: Genel

Gelecekte kimlik no’larımız ne iÅŸe yarayacak..

 
Bakalım bir görelim..


Operatör: Merhaba Pizza xxx’i aradığınız için teÅŸekkürler.
Müşteri: Merhaba, sipariş verebilir miyim..?
Operatör: Evet… siz… Bay Mehmet Selami’siniz ve Kadıköy’deki evinizden arıyorsunuz. Ev numaranız 216-xxx 61 62, ofisiniz 216-xxx 70 80 ve mobil telefonunuz 05xx 201 25 25…
Müşteri: Bütün numaralarımı nereden biliyorsunuz?
Operatör: Sisteme bağlıyız efendim.
Müşteri: Hımm.. peki, bir bol sucuklu, pastırmalı, pizza istiyorum…
Operatör: Bu iyi bir fikir değil efendim!
Müşteri: Nasıl yani?
Operatör: Tıbbi kayıtlarınıza göre tansiyonunuz ve kolesterolünüz oldukça yüksek efendim.
Müşteri: Nasıl?… Peki ne almalıyım?
Operatör: Diyet Maydanoz-Brokoli Pizza’mızı deneyin. Seveceksiniz.
Müşteri: Seveceğimden nasıl emin olabilirsiniz ki?
Operatör: Geçen hafta bir kitapçıdan ‘Maydanozun Faydaları’ ve ‘Brokoli Yemekleri’ kitaplarını almıştınız efendim.
Müşteri: Tamam; teslim oluyorum… Ondan bana 3 aile boyu gönderin lütfen. Ne kadar tutuyor?
Operatör: 6 kişilik aileniz için bu yeterli olacaktır efendim. Toplam 61 TL.
Müşteri: Kredi kartıyla ödeyebilir miyim?
Operatör: Maalesef nakit ödemeniz gerekecek efendim. Kredi kartınız limitini doldurmuÅŸ ve geçen yılın Kasımından beri bankanıza 3720,55 TL borçlusunuz. Buna aldığınız plazma tv taksitleri de dahil deÄŸil üstelik….
Müşteri: Sanırım adamınız buraya gelmeden önce yakındaki bir ATM’den nakit çekmem gerekecek.
Operatör: Yapamazsınız efendim. Kayıtlarınıza göre bugünkü nakit çekme limitiniz olan 1000 TL’yi doldurmuÅŸ durumdasınız.
Müşteri: Önemli değil, siz pizzaları gönderin. Adamınız gelene kadar parayı ayarlarım. Gelmesi ne kadar sürer?
Operatör: Yaklaşık 45 dakika efendim; ama bu kadar beklemek istemiyorsanız 34 ZVT 666 plakalı motosikletinizle gelip daha kısa sürede buradan kendiniz de alabilirsiniz. ..
Müşteri: Ne!
Operatör: Sistem kayıtlarına göre böyle plakalı bir scooter motosikletiniz var…
Müşteri: *’!^ *%^**%^I7*
Operatör: Sözlerinize dikkat etseniz iyi olur efendim. Unutmayın ki 15 Temmuz 1997′de bir polise hakaretten tutuklanmıştınız. ..
Müşteri: [Sessizlik.. ]
Operatör: Başka bir isteğiniz var mı efendim?
Müşteri: Yok… Bu arada; reklâmınızdaki 3 ÅŸiÅŸe bedava kolayı da gönderiyor musunuz?
Operatör: Normal olarak gönderirdik efendim, ama kayıtlarınıza göre siz bir diyabetliksiniz, size Zero Cola gönderiyorum. ..