ÇOCUKLARIMIZIN KARNESİ NEYİ ANLATIYOR, YARIYIL TATİLİNİ NASIL DEĞERLENDİRMELİYİZ.
Eylül ayında başladığımız bir dönemin sonuna geldik. Çocuklarımız Cuma günü karnelerini alacaklar. Bazıları sevinçle bazıları üzüntülü bir şekilde evinin yolunu tutacaktır. Her anne-baba çocuğun başarılı olmasını ister, sınıf birincisi olmasa da çocuğunun ona verilen emeklerin karşılığında belli bir seviyede iyi notlar almasını bekler. Ancak çeşitli nedenlerle bu her zaman mümkün olmayabilir Çocuklar aldığı karne sonucu evde kendilerini nelerin beklediğini hayal ederek bazıları eve istekli koşarak bazıları ise istemeye istemeye eve gidecektir. Akşam babanın eve gelmesi ile birlikte aile meclisi toplantısı yapılacak ve bu geçen dönemin artı ve eksileri masaya yatırılıp tartışılacak. Başarı var ise çok fazla problem çıkmayacak başarısızlık var ise karşılıklı suçlamalar başlayacak. Çocuğa düzenli ders çalışmadığından zamanını boş işlere ayırıp derslere ayırmadığından gibi sorularla çocuk köşeye sıkıştırılacak ama anne ve baba olarak kendimizi suçlamayacağız. Karnedeki düşük notlar anne babaların üzüntü, hayal kırıklığı, zaman zaman kızgınlık, hatta suçluluk duymalarına neden olacak. Sanki o notlar sadece çocuklarının değil kendilerine verilen notlar olarak algılanacak. Bu durumda duygusal tepki vermeleri çok doğaldır. Genel olarak bu durumda karne sonrasında cezalar verilir (planlanan bir tatile çıkılmaması, ya da söz verilen bir şeyin alınmaması gibi). Ancak en çok problem ve sıkıntı yaratacak anne-baba tutumları, fiziksel ceza (dayak gibi) ya da psikolojik zarar verecek (aşağılama “Sen ne kadar aptal bir çocuksun” ya da kıyaslama “Bak kuzeninin karnesine, hepsi pekiyi” gibi) tepkiler verilmesidir. Anne-baba başarısız bir karneyi ilk ellerine aldıklarında kötü bir sürprizle karşılaşmış gibi hissederler, bu nedenle ilk tepki genelde çok kontrol edilemeyen duygusal (kızmak, bağırmak gibi) bir tepkidir. Sonra biraz daha sakinleşip durumu değerlendirmeye başlarlar (Neden böyle oldu? Neyi eksik yaptık?, bu durum nasıl düzeltilebilir?) Başarısız bir karne karşısında ilk olarak kızgınlık hissetmek doğal gibi görünse de bu yaşanılan sorunun çözümüne yardımcı olmayacaktır. Ama tabi ki de hiç bir şey olmamış gibi davranmakta uygun değildir.Başarısız bir karne getiren çocuk belli etse de etmese de bu durumdan çok rahatsızdır, hem anne-babanın tepkileri, hem de başarısız olmanın getirdiği suçluluk, üzüntü, hayal kırıklığı, pişmanlık gibi duyguları yaşar. Eğer anne-babanın göstereceği olumsuz tepkilerden çekiniyorsa yalan söyleme gibi geçici olarak yaşanılacak olumsuzluğu ertelemeye yarayacak davranışlara başvurabilir. Eğer karne başarısı ile ilgili çok fazla beklenti ve baskı hissediyorsa istenen karneyi getiremediğinde çok daha ciddi sorunlar yaşanabilir. (uyum ve davranış problemleri, evden kaçmak, kendine zarar verecek davranışlarda bulunmak gibi). Karne ve okul başarısı anne-baba için her ne kadar önemliyse çocuk içinde o kadar önemlidir. Sadece çocuklar bunu farklı şekillerde gösterirler. (umursamıyor, önemsemiyor gibi görünebilirler) Aslında bu tepki anne-babayı daha da çok üzer, ya da kızdırır. Ancak bilinmesi gereken her çocuğun karneyi önemsediğidir. Ama her çocuk kaygıyı dışarıdan görülebilecek şekilde belli etmeyebilir.Bu aşamada ben sizlere soruyorum anne babalar sizin karneniz nasıl sizin notunuz kaç. Okulun açık olduğu dört dört buçuk ay içerisinde okul çağırmadan toplantı yapmadan kaç defa okula uğradınız çocuğunuzla ilgili bilgileri okulun Psikolojik Danışmanı ile ve sınıf öğretmeni ile görüştünüz?
Bu durumda ne yapılmalı:
Anne-babalara öneriler
Çocuğunuzla konuşarak başarısızlığın nedenlerini araştırın, böylece problemin çözümü için uygun alternatifler düşünebilirsiniz.
Karnedeki notları bekleyene kadar dönem başından itibaren okul ve öğretmenlerle iletişimde olun. Böylece iş işten geçtikten sonra kötü bir sürprizle karşılaşmazsınız. Problemler büyümeden önlem alacak zamanınız olur.
Karneyi ödül ve ceza yöntemi olarak kullanabilirsiniz ama burada önemli bir problem yaşanabilir. Genel anlamda başarılı çocuklar için karne hediyesi motive edici olsa da başarısızlık yaşayan çocuklar için dönem sonunda karne sayesinde ödül kazanmak ya da mahrum bırakılmak cezaları çok etkili olmamaktadır. Bunun nedeni öncelikle çocuklar için, bir dönem uzun bir zaman dilimidir. Bunun muhakemesini yapmakta zorlanırlar daha kısa dönemli kontroller daha etkili olur.
Karneyi aldıktan sonra verilen cezalar bir sonraki dönem için çok etkili olmayacaktır. O nedenle karnenin hem sizde hem de çocuğunuzda oluşturduğu duygular hakkında konuşmak, bu sorunların çözümü için alternatif çözümler üretmek daha çok işe yarayabilir.
Hem çocuğunuzla ilişkinizi ve ev ortamının düzenini, hem de çocuğunuzun çalışmasını ve öğrenmesini engelleyecek bir problem olup olmadığını dikkatle değerlendirmelisiniz. Bazen karnedeki kötü notlar sayesinde var olan problemler açığa çıkar ve bu yolla aileler yardım arayışına girerek, problemi çözmek için bir adım atabilirler.
Öğrenciler Yarıyıl Tatili Nasıl Değerlendirmeli
Tatilinin iyi bir şekilde değerlendirilmesinde de ailelere önemli görevler düşmektedir. Aile öğrencinin yeterince dinlenebilmesine imkan vermeli, öğrencinin tatilde kitap okuma gibi eğitici aktivitelere yönelmesine destek olmalıdır. Özellikle karne başarısı düşük öğrencilerin aileleri çocuklarını cezalandırmamalıdırlar. Bunun yerine çocukla birlikte çalışmaya ve eğlenmeye zaman ayırarak birlikte bir plan hazırlanmalıdır. Var olan problemin nedenlerini birlikte tespit edip, el birliği ile gidermeye gayret etmelidirler.
Her öğrencinin tatil ile ilgili beklentisi farklı olabilir. Kimi öğrenci izleyemediği filmleri izlemek, kimisi gece geç saatlere kadar uyanık kalmak, kimi okuyamadığı kitapları okumak, kimi sabah geç saatlere kadar uyumak arzusunda. Hepsinden tatmayı hak ettikleri gerçeğini unutmamalı ama aşırılığın getireceği zararları da göz önünde bulundurmalıyız.
Okul maratonu hem fiziksel açıdan hem de zihinsel açıdan gerçekten yorucu bir süreçtir. Bu yüzden öğrenciye, dinlenmesi ve geri kalan süreçteki yorgunluğu aşabilmesini sağlayacak zindeliği kazanması için 16 günlük bir tatil verilmektedir. Ama dinlenmek maksatlı yapılan pek çok etkinlik zihinsel olarak yorucu, fiziksel olarak da tembelleştirici etkinlikler olabilmektedir.
Pek çok öğrenci tatil fırsatını, kitap ve defter kapağını hiç açmadan, okullar açılana kadar televizyon izleyerek ya da saatlerce bilgisayarın başından kalkmayarak geçirmeyi düşünmektedir. Bunun yanında alışık olduğu uyku düzenini bozacak saatler de uyumak ve uyanmak istemektedirler. Unutmamalıyız ki vücudumuz, alışık olduğu uyku düzeninin fazlasıyla ters bir dönemine girdiğinde, yorgunluk hissini arttırmaktadır. Öğrenciler tabi ki biraz daha geç kalkabilir ve geç yatabilirler ama bu fark bir ya da bir buçuk saatten fazla olmamalıdır. Aksi taktirde okul dönemi başladığında, uyku düzeni eskiye dönene kadar okul hayatında olumsuz sonuçlar doğuracaktır.
İkinci döneme iyi bir başlangıç yapmak isteyen öğrenciler, uyku düzenlerine dikkat etmenin dışında bir çalışma planı da oluşturmalıdırlar. Öğrenilenlerin unutulmaması ve eksiklerinin giderilmesi açısından, “konuları tekrar etme” önemli bir etkinliktir. Bu yüzden özellikle küçük sınıflardaki öğrencilere, işlenen konuları tekrar edici etkinliklerin bulunduğu tatil kitapları alınmalıdır. Tatil boyunca günün belirli bir zaman dilimi bu kitaplardaki etkinliklere ayrılmalıdır.
İkinci dönemde öğrencilerin derslere adapte olmakta zorlanmamaları için ara tatil döneminde her güne okuma saatlerinin ayrılması büyük önem taşımaktadır. Günde iki defa, birer saatlik yapılacak okuma etkinliği, hem okuduğunu anlama becerisini geliştirmekte hem de zihinsel olarak zindelik sağlamaktadır.
Tüm öğrencilere ve ailelerine sağlıklı, mutlu ve verimli bir tatil diliyorum.

Yorum Yapin